Ana içeriğe geç

Bölüm Üç ─ Korku Formülü

Korku düşman değildir. Düşman, korkunun okunmadığında dönüştüğü şeydir.


3.1. Prologdan Bir Cümleye Dönüş

Prologda formülü tek satırda fırlatıp geçtim. Şimdi açıyorum.

İşte o formül:

Ölüm korkusu → fon olarak korku → öfke → nefret → hiyerarşi.

Bu benim icadım değil. Bu, yaşam akışını yalnız başına tutmaya çalışan herkesin düştüğü sıradan mekanizma. Ben de düştüm. Hâlâ düşüyorum — zaman zaman. Fark sadece şu: şemayı biliyorum. Ve sürüklendiğimi hissettiğimde — hangi halkada olduğumu tanıyorum.

Bu bölüm, formülü içeriden nasıl okuyacağınla ilgili. «Korkuyu yenmek» için değil. Korkuyu yenmek imkânsız, üstelik gerekli de değil. Korku bir sinyaldir. Hiç korkmuyorsan — kahraman değilsin, kırık bir sensörsün. Operatörün görevi sensörü kapatmak değil, onun göstergelerini okumayı öğrenmek. Bu, tehlikeli bir ortamda hayatta kalmanın yararlı bir sinyali mi — yoksa kafanda zaten kendi başına düzen kuran, sıkışıp kalmış gürültü mü?

Aşağıda formülü halka halka inceleyeceğim. Her biri — kısa bir bölüm. Yapabildiğim yerde kendi yaşanmış örneklerimi veriyorum. Yapamadığım yerde — olguyu doğrudan adıyla koyuyorum.


3.2. Kök — Ölüm Korkusu

Çocukken karanlıktan korkardım. Karanlık, belirsizliğin, tüm olası olasılıkların fon zeminidir.

İşte ölüm korkusunun özü bu. Fizikle ilgili değil. Bilinmezliğin mutlak ölçeğiyle ilgili. Henüz hiçbir şey yapmaya fırsatı olmamış bir genç, ölümden korkar. Sanki hiç var olmamış gibi olacağından korkar. Bunun ardından, bu korku yetişememek korkusuna dönüşür. İz bırakmamak, ne için geldiğini gerçekleştirememek, yok olmak — makbuz olmaksızın. Yetişkinde aynı korku farklı adlar taşır: «yetişemedim», «pencereyi kaçırdım», «hayat geçip gidiyor», «bir şeyleri değiştirmem gerekiyor». Kelimeler farklı — yapı tek. Kök — insanın gerçekliğin bu yüzüne verdiği varoluşsal dehşet. İnsan biyobedeninin1 memepleksi2 kendisini sürekli olarak farkında olur ve etrafında hastalık, ölüm, şiddet görür — ve etrafındaki insanların korku içinde olduğunu görür.

Bütün diğer korkuların altında bu tek korku yatar. İşini kaybetmekten korkuyorsun — çünkü iş olmadan sanki varolmaktan çıkıyorsun. Birinin seni terk etmesinden korkuyorsun — çünkü onsuz sanki yok oluyorsun. Yargılanmaktan korkuyorsun — çünkü seni reddeden başkasının bakışı seni siliyor. Her seferinde kök aynı: var olmaktan çıkma korkusu.

Ve işte burada en önemli şey var.

Bu kök avutmayla iyileşmiyor. Pozitif düşünceyle de iyileşmiyor. Yapılabilecek tek bir şey var — onu yeniden yönlendirmek. «Yok olacağım»ı «açılıp yayılıyorum»a dönüştürmek. Bu tam da prologda tablonun ters döndüğü an olarak adlandırılan o operasyondur. Akım tehdit olmaktan çıkar — çünkü sen kendin akımsın. Güzel anlamda değil, mühendislik anlamında: senin yapın senden geçerek hareket ediyor, ve o hareket ettiği sürece — yok olmuyorsun, tezahür ediyorsun.

Bunu söylemek kolay, yapmak zor. Bu yüzden korku formülü bu kadar inatla çalışıyor — yeniden yönlendirmeden daha basit.


3.3. Birinci Halka — Fon Olarak Korku

Kök yeniden yönlendirilmemişse, ölüm korkusu kaybolmaz. Sadece yayılır. Bir fona dönüşür. Buzdolabının vızıltısını fark etmeyi bıraktığın gibi fark etmeyi bıraktığın, sabit, neredeyse duyulmaz bir sıkışma.

Fon korkusunun sende var olduğunun ve çalıştığının belirtileri:

  • Uyumak için uzanıyorsun ve uykuya dalmadan önceki beş dakikada kafan «takırtmaya» başlıyor — bir şey hakkında değil, her şey hakkında aynı anda. Yarın, öbür gün, proje, bir konuşma, birinin ne düşüneceği.
  • Hafta sonu sonrası iş sohbetini açıyorsun ve içindekini henüz görmeden — göğsün zaten sıkışıyor. İçinde ne olduğunu görmeden önce.
  • Sürekli biraz geride kaldığın hissi var. Hiç yetişemiyorsun, hiç tam olarak dinlenemiyorsun, hiç okumayı bitiremiyorsun — ve bu artık geçici bir durum değil, norm.
  • Bir şey yaptığında daha iyi hissettiğini fark ediyorsun. Çünkü yaparken — fonu hissetmiyorsun. Durduğunda — yeniden yükseliyor.

Bu «depresyonun var» demek değil. «Anksiyete bozukluğun var» da değil. Bu formülün birinci aşamasının temel işleyişi. Sende yaşayan biyolojik bir organizma var, altında sağlam bir zemin olmadığını hissediyor — ve biraz sıkışıyor, sürekli, her ihtimale karşı.

Sıkışma küçük. Ama sürekli. Ve zamanla biyobeden bunun bedelini öder. Önce — uykuyla geçmeyen yorgunluk. Sonra — düz zeminde yakalanan nezleler. Sonra — sırt, mide, tansiyon, ne gelirse. Biyobeden, sistemden gelen ilk şikâyet kanalındır. Onu duymuyorsan, bağırmaya başlar. Bağırmayı da görmezden gelirsen — gerçekten bozulur.

Uzun süre duymadım. Yorgunluğu sadece «çok çalışma» olarak görüyordum. Biyobeden yoruldu — uzandım, dinlendim, devam ettim. Oysa biyobeden çalışmadan yorulmuyordu. Fon sıkışmasından yoruluyordu; bu, dinlenirken bile içimde sürekli yaşıyordu. Gerçekten dinlenmiyordum, çünkü fon bırakmıyordu.

İlk adım — fonu fark etmek. Değerlendirmeksizin, onunla savaşmaksızın. Sadece görmek: tamam, bu bende var. Zaten daha kolay. Oradan çalışılabilir. Görmedikçe — içindesin.


3.4. İkinci Halka — Öfke

Boşalmamış korkunun bir yere gitmesi gerekiyor. Fon sadece eriyip gitmiyor. Biyoloji, gerilimin ya boşaltılması ya da dönüştürülmesi gerekecek şekilde tasarlanmış. Boşaltılmazsa — dönüştürülür. Ve ilk dönüşüm öfkedir.

Öfkenin farklı türleri var. Temiz, durumsal öfke var — gerçekten önüne geçen birine yönelik. Sağlıklı bir duygu, normal bir duygu. Şimdi ondan bahsetmiyorum.

Korkudan kaynaklanan öfkeden bahsediyorum. Bu farklı bir cins. Sebepsiz geliyor. Daha doğrusu — sebep herhangi bir şey olabilir, önemsiz bir şey: araba yol vermedi, mesajlaşma uygulaması yavaş çalışıyor, meslektaş yanlış tonda yazdı, eş çatalı yanlış koydu. Ve aniden içinde yükselen, sebebin çok ötesinde bir sıcak top hissediyorsun. Ve anlıyorsun — patlamak üzereyim. Bazen tutabiliyorsun. Bazen hayır.

Bu sebepten değil. Bu, sonunda boşalacak bir yer bulan korkudur. Sebep yalnızca tetikleyiciydi.

Korkudan kaynaklanan öfkenin belirtileri:

  • Tepki, durumun gerektirdiğinden çok daha büyük.
  • Patlama sonrası — utanç. «Haklıydım ama aştım» değil, tam da orantısızlığın kendisinden duyulan utanç.
  • Çoğunlukla en yakın insanlara yönelir, çünkü onlar güvenli olduğun tek insanlardır. Patronuna patlamayacaksın — karşılık verir. Eşine patlarsın — affeder.
  • Döngüler halinde tekrar eder. Bir kez — sinirler. Bir ayda beş kez — bu artık bir sistem.

Bunun nasıl göründüğünü biliyorum. Korkunun tepkiyi tetikleyip agresyona sürüklendiğim dönemlerim oldu. Evde bir sorun olduğu için değil. Sebebi şuydu: bütün gün fonu ellerimle tutmuştum — evde eller düştü, ve top dışarı çıktı.

Bu aşamadaki öfke kişisel bir özellik değil. Aşırı ısınmış bir pil. Dikkatle boşaltılmazsa — rastgele yayaları çarpar.

Ve işte en tehlikeli kısım bu. Öfke defalarca tekrarlanırsa, sertleşmeye başlar. Bir patlama olmaktan çıkar ve bir moda dönüşür. Alıştığın fon müzik gibi hafif bir öfkede yaşıyorsun. Bu zaten bir sonraki halka.


3.5. Üçüncü Halka — Nefret

Öfke haftalar, aylar, yıllar boyunca tekrarlanırsa yoğunlaşır. Nefretle dönüşür.

Fark temeldir. Öfke bir konu hakkında bir patlamadır. Nefret her şeyi boyayan bakışın tonudur.

Öfkelenen kişi patlar, soğur, hava almaya çıkar, barışır. Nefret içindeki kişi «patlamadı». Dünyaya karanlık bir camdan bakıyor, ve bu artık onu heyecanlandırmıyor — bu normal. Belirli bir meslektaşa kızgın değil — prensipte meslektaşlardan hoşlanmıyor. Kendi şirketine kızgın değil — prensipte şirketleri küçümsüyor. Belirli bir partnere kızgın değil — prensipte insanlardan bıkmış.

«Prensipte» — bu işareti. «Bu beni sinirlendiriyor» yerine «hepsi aynı» geldiğinde — formülün üçüncü aşamasındasın demektir.

Nefret kullanışlıdır. Büyük bir avantajı var: seni sorumluluktan kurtarıyor. Herkes aynıysa, kötüyse, aptaldaysa, yozlaşmışsa — o zaman senin yorgunluğun, gerçekleşmemişliğin, korkunun artık senin değil. Bu onların suçu. Dünya böyle. Çağ böyle. İnsanlar böyle. Sen normalsin, anormallar arasında. Çok rahat bir konum, ciddiyim. İçeriden biliyorum.

Ama nefretin de bedeli var. Bu en pahalı yakıt. Doldurmaktan daha hızlı yanar. Nefret içinde yaşayan kişi tükenir. Çok çalıştığı için değil — iç fonu uyurken bile sürekli tam gaz çalıştığı için. Biyobeden bunu kaldıramaz.

Ve asıl olan — nefret kör eder. Karanlık camdan insanları göremezsin. Fonksiyonları, tipleri, tehditleri, aptallıkları görürsün. Ayırt etmeyi bırakırsın. Bu, operatör için çok tehlikeli bir durum, çünkü operatörün tüm çalışması ayırt etmeye dayanır. Ayırt etmiyorsan — yönetmiyorsun, sadece her şeyden savunuyorsun.

«Bende nefret yoktu» demekten hoşlanmıyorum. Vardı. Yıllarca değil, ama bölümler halinde — kesinlikle. Ve içimde yakaladığımda, her zaman aynı ayıltıcı an gelirdi: durur ve sorardım — «bu nefretle ne koruyorum?» Cevap her zaman aynıydı: korku. Korkmamak için nefret ediyordum. Zayıflık değil, güç tarafında olmak için. En azından bir yerde durmak için.

Nefret, zırh giymiş ve kendini güç olarak sunan korkudur. Güçlü değil. Bu maskeden başka boşalabileceği hiçbir yer olmadığından yorulmuş.


3.6. Dördüncü Halka — Hiyerarşi

Formülün finali — en tuhaf kısım. Nefret birikince yapılanmaya başlar. Bir biçime ihtiyaç duyar. Biçimi hiyerarşide bulur.

Bu anlamda hiyerarşi, şirketin organizasyon şeması değil, Maslow'un piramidi de değil. İnsanları sınıflandırdığın iç kafes: kim üstte, kim altta, kime katlanılır, kim bastırılır, kimin dikkatini hak ettiği ve kimin etmediği.

Bu kullanışlı. Hiyerarşi bilişsel kaynağı korur. Her insanı sıfırdan değerlendirmene gerek yok — etikete bakarsın, nasıl konuşacağını anlarsın. Ast — emir. Patron — gülümseme. Kendi — açıklık. Yabancı — soğukluk. Alt — hoşgörü. Üst — hafif kıskançlık ve taklit.

Ve burada durmaya değer. Çünkü bu aşamada formül görünmez hale gelir. Artık korkuyu hissetmiyorsun. Fonu hissetmiyorsun. Her zamankinden daha sık öfkeyle patlamıyorsun. Açık bir nefret içinde dolaşmıyorsun. Yapısallansın. Yetişkinsin. Dünya görüşün oturmuş.

Bu formülün nihai maskesidir. Kendini düzene büründürdü. Artık ellerinden çekmek yerine — koordinat sistemine yerleşti. Ve şimdi yeni biriyle karşılaştığında, içindeki hesap makinesi otomatik olarak çalışır: bu kişi benden üstte mi yoksa altta mı. Kötü niyetten değil. Korkudan. Çünkü hiyerarşide biliyorsun kim olduğunu. Hiyerarşi olmadan — bilmiyorsun.

Dışarıdan en sakin görünen insanlar çoğunlukla en yoğun hiyerarşide yaşar. Tartışmazlar, sinirlenmiyor, paniğe kapılmazlar. Sadece soğukça sınıflandırırlar. Ve onlarla konuşurken hissediyorsun — filtreyi geçtin ya da geçmedin. Geçtiysen — sıcaklık var. Geçmediysen — sıcaklığı olmayan nezaket var. Bu çok tanıdık. Kurumsal koridorlarda onlarca böyle insan gördüm. Kötü insanlar değil — sadece formülün en üstüne kadar tamamlanmış. Artık formül onlar için kendi başına çalışıyor.

Ve bir şey daha. Hiyerarşi, yaşamın kendi fiziğini doğurur. İçinde kararlar verilere göre değil konumlara göre alınır. Arşivimde tam olarak böyle bir vaka var — bu bölümün materyallerinde kendin okuyabilirsin; şimdi detaylandırmıyorum. Kısaca: işte bir yayın yanıyordu ve küme lidi bir noktada karar vermek zorundaydı — kırık yayını production ortamına göndermek mi, göndermemek mi. Verilere göre gönderilmemeliydi. Ama lidin üstünde patronu duruyordu ve lid için patrondan duyduğu korku, olay riskinden daha güçlüydü. Yayın gönderildi. Olay yaşandı.

Bu, formülün kurumsal düzeyde harekete geçişidir. Karar veriye göre değil, korkuya göre alınır. Ve bu korku, lidin kişisel korkusu değil. Bütün şirketlere, bütün kültürlere, bütün çağlara sinen sistemik korku. İşlevsiz bir sistem, insanların kötü olduğu sistem değildir. Korku formülünün operasyonel model haline geldiği sistemdir.


3.7. Alternatif — Sinyal Olarak Korku

Formülü gördüğünde, korku hiçbir yere gitmiyor. Kalıyor. Ama rolü değişiyor.

Formülde korku sürücüdür. Direksiyonda oturur, seni öfke, nefret ve hiyerarşi üzerinden ayırt etme yetini kaybettiğin karanlık bir yere götürür. Alternatifte korku, gösterge panelindeki bir sensördür. Gösterir, sürmez. Işık yanar — ne gösterdiğine bakarsın, karar verirsin, devam edersin. Korku kendisi karar almaz.

Korkuyu bu şekilde okumayı öğrenmek için üç şey gerekiyor.

Birinci — biyobedene zemin. Her korku bedende yaşar. Sıkışmış göğüs, tutulan nefes, gergin omuzlar. Biyobedeni hissetmiyorsan — korkuyu sinyal olarak değil, duygusal fon olarak hissediyorsun. Duygusal fon kolayca öfkeye ve zincir boyunca dönüşür. Biyobedeni hissedersen — korku yerel hale gelir. İşte sıkıştı. İşte gevşedi. Ben korkuda değilim — içimden bir dürtü geçti.

İkinci — çerçeve. Korkun felaket olmadığı bir ontolojiye ihtiyacın var. Kendi çerçevemi 2. Bölümde Sadako örneğiyle anlattım. Odamda onryō durduğunda korku dehşet vericiydi. Ama beni öfkeye ve hiyerarşiye yönlendirmedi. Eyleme yönlendirdi. Çünkü bir çerçevem vardı: «tehdit geldi → çalışmam gerekiyor». «Tehdit geldi → mahvoldum» değil. Çerçeve korkuyu operasyonel kılar. Çerçeve olmadan ontolojik hale gelir.

Üçüncü — retrospiral.3 Bu 2. Bölümden ve kasıtlı olarak tekrar ediyorum. Benzer bir şeyle zaten başa çıktığını gördüğünde — geçmişte henüz başaramamış olsan bile gelecekte başardıysan — korkudan önemli bir işlev alınır. «Hayatta kalamazsın» deme işlevi. Retrospiral içinde zaten hayatta kalmış bir sürümün var. Korku ana argümanını kaybeder.

Bu üç şey sende varsa — korku formülü artık formül olarak çalışmaz. Korku, büyük bir gösterge panelindeki sinyallerden biri haline gelir. En önemlisi değil. Yararlı olanı.

Ve o zaman, ayrıca, çok açık olmayan bir şey ortaya çıkıyor. Korku formülüyle yaşamayanlar — korkusuz değildir. Sadece korkuyu farklı duyuyorlar. Korkusuz insanlar yok. Korkusu direksiyonda olmayan insanlar var.


3.8. Formülün Kırıldığı Yer

İyi haber — formül her şeye kadir değil. Bir zayıf noktası var. Yalnızca hiç kimse onu adlandırmadığı sürece çalışır.

Bu onun temel koşuludur. Ölüm korkusundan hiyerarşiye kadar tüm aşamalar tek bir şeye dayanır — görünmezliğe. Formülün içinde yaşarken, sana sadece hayat gibi görünür. «Herkes böyle yaşıyor.» «Bu normal.» «Nasıl başka türlü olabilir.»

Halkayı adlandır — ondan yarı yolda çıkarsın.

İkincisi ve esası: korku, biyobedenin ölümünün ya da hiyerarşideki konumun kaybının farkındalığına vurur. Gerçekte biyobedenden empirik olarak kolaylıkla çıkabilir, bu korkuyu empirik bilgiyle tamamen eritebilirsin. Bundan sonra, korku sende eylem potansiyeli olarak öfke ve hiddet doğursa bile, bu potansiyeli yapıcı amaçlar doğrultusunda, kendi yararına yönlendirebilirsin.

Korkuyu güce, gücü neşeye dönüştürmek son derece önemli. Eylem potansiyeli olarak güç çok şey yapabilir. Korkudan doğan, alchemically eritilmiş öfke, yeryüzünde, gerçekliğin bu yüzünde, biyobedende operatöre son derece fazla şey veren bir enerjiye dönüşür. Tek unutmaması gereken — etik; bunu her şeyden önce kendime hatırlatıyorum.


3.9. Campbell — Eşik Bekçisi ve Korku Dili

Campbell, bin kültürün mitlerini incelerken, onun teorisinin kitlesel yeniden anlatımlarında genellikle kaybolan bir şeyi fark etti. Kahramanın yolculuğun başında karşılaştığı Eşik Bekçisi korku dilini konuşur. Bu onun tek dilidir.

Ejderha, minotaur, kapıdaki iblis, ormandaki cadı, spiral galaksilerin yaratıcısı — bunların hepsinin tek bir işlevi var: formüle göre davranıp davranmayacağını sınamak. Ya korkularının ötesine adım atarsın, onu güce dönüştürürsün — ve o gücü kendi gelişimine ve genişlemene yönlendirirsin.


3.10. Ne Yapabilirsin

Üç pratik. Ezoterizma yok, zorlanma yok. Basit bir şey.

Pratik 1. Fon Haritası

Bir gün al. Herhangi sıradan bir iş günü. Kendine telefonda beş hatırlatıcı kur — her iki saatte bir. Hatırlatıcı çaldığında — otuz saniye duruyorsun ve biyobedene bir soru soruyorsun: şu anda nerede sıkışmış durumdayım? «Her şey yolunda mı» değil, «ruh halim nasıl» değil — kelimenin tam anlamıyla, fiziksel olarak. Göğüs mü? Mide mi? Çene mi? Omuzlar mı? Nefes mi?

Her seferinde bir satır yaz. Akşama kadar beş satırın olacak.

Bunlara birlikte bak. Tekrar varsa — bu senin sürekli fon sıkışma noktandır. Çoğu insanda bir tane vardır, en fazla iki. Bu «tedavi edilmeli» demek değil. Bilinmeli demek. Kendi noktanı bildiğinde, onu görürsün. Ve gördüğün şey sende otomatik olarak çalışmaktan çıkar. Ayrıca yorumlara bakarak bir masör ayarla. Biyobeden aracılığıyla psikeyi boşalt, gerilimleri gider.

Pratik 2. Aşağı Merdiven

Bir dahaki seferinde birine durumun gerektirdiğinden daha sert patladığında, yana bükülme. «Bir daha yapmayacağım» ruhunda hata düzeltme çalışması yapma. Farklı bir şey yap — merdiveni aşağı adımla.

Kendine sor:

  • Öfke miydi o? Evet.
  • Öfkenin altında ne var? Korku. Ne tür? Adını koy.
  • O korkunun altında ne var? Bir korku daha. Adını koy.
  • Daha aşağısı? Daha aşağısı?

Merdiven genellikle üçüncü veya dördüncü adımda iki noktadan birinde biter: «sevilmediğimden korkuyorum» ya da «başaramayacağımdan korkuyorum». Bunlar formülünün kökü. Herkesin kelimelerle biraz farklı, ama yapısal olarak özdeş — her zaman var olmama korkusunun bir biçimi.

Köke ulaşmak — patlamayı yarı nötralize etmektir. Bir sonraki öfke yükseldiğinde, gerçekte nerede yaşadığını daha erken göreceksin.

Pratik 3. Robert Bruce'a Göre Biyobedenden Çıkış — «Astral Dynamics»

Bu, ölüm korkusuna verdiğin yanıttır. Saf empirizm. Bul ⇒ oku ⇒ biyobedenden çık, ona dışarıdan bak ⇒ sen biyobeden değilsin bilgisiyle korkunu erit ve sevin.


Bu bölüm hakkında son söz.

Korku formülü kadim. Hiyerarşi formülü kadim. Her düzeyde çalışıyorlar: komşudan dünya savaşlarına kadar. İnsanlığın tüm büyük felaketleri, medeniyet ölçeğine çıkarılmış korku formülüdür. Önce fon. Sonra öfke. Sonra «onlara» nefret. Sonra hiyerarşi — kim insan, kim insan değil. Sonra — bundan sonra ne gelirse.

Ama korkuyu bilgiyle eritmek var olan en basit şeydir. Korkudan gelen öfkeyi aydınlık bir şeye alchemically eritmek gibi.

Bu bölümü «korkunu yenmek» için yazmıyorum. Formülü görmek için yazıyorum — kendinde ve çevrenizde. Görmek zaten işin yarısı. Geri kalanı kendi kendine açılır.

Viraj viraj. Sonsuzca…


Sonraki bölüm: «Farklı Çağlardan Mentorlar» — eğer bilinçli olarak ördüysen, zaman ve kültürler ötesinde sende toplanan bilgelik ağı hakkında.


Korkmamalıyım. Korku akıl katilidir. Korku toptan yok oluşu getiren küçük ölümdür. Korkumla yüzleşeceğim. Üzerimden ve içimden geçmesine izin vereceğim. Ve geçip gittiği zaman, geçtiği yolu görmek için iç gözümü çevireceğim. Korkunun gittiği yerde hiçbir şey olmayacak. Yalnızca ben kalacağım.


Notlar

Footnotes

  1. Biyobeden — Oksianion'un4 özgün terimi; Rusçada биотело (biyotelo), İngilizcede biobody. Yazarın ontolojisinde insan bedeninin biyolojik boyutunu fiziksel ve enerjetik bir sistem olarak nitelendirmek için kullanılır.

  2. Memepleks — Richard Dawkins'in meme kavramından türetilmiş; bir mem kompleksi. Birlikte işleyen, birbirini destekleyen mem (kültürel bilgi birimi) topluluğu.

  3. Retrospiral — yazarın özgün neolojizmi, Latince korunarak italik olarak yazılır. Spiral boyunca geriye hareket etmek, geçmiş deneyimleri ileriye doğru bir referans noktası olarak kullanarak mevcut korkuyu çözümlemek anlamında kullanılır.

  4. Oksianion — yazarın takma adı; her zaman Latince harflerle, «KS» harfleriyle yazılır (Türkçe «X» harfiyle değil). Türkçe «Oksiyanyon» ya da «Oksiyanion» olarak çevrilmez.